COVID-19 Pandemisi ve Çevre Sağlığı İlişkisi

Giriş
Korona virüsler, Koronaviridae ailesine mensup pozitif yönlü, tek sarmallı ve zarflı birer RNA virüsüdürler. İnsanlarda, diğer memelilerde ve kuşlarda solunum, gastrointestinal ve sinir sistemlerini tutan geniş bir enfeksiyon skalasına sahip koronavirüsler ana kaynağı hayvanlar olan zoonotik virüslerdir. Çin’in Wuhan kentinde 2019 yılı sonlarında ilk kez tespit edilip tüm dünyaya hızla yayılan yeni bir koronavirüsün (2019-nCoV) keşfinden önce 6 koronavirüs türünün insanlarda hastalık oluşturduğu bilinmekteydi. Bu türlerin dördü (229E, OC43, NL63 ve HKU1) tipik soğuk algınlığı semptomlarına sebep olurken diğer ikisi (SARS-CoV ve MERS-CoV) şiddetli respiratuar sendroma sebep olarak ölümcül olabilmektedirler. Daha sonra Uluslararası Virüs Taksonomi Komitesi tarafından SARS-CoV’a benzerliği sebebiyle SARS-CoV-2 adı verilen 2019-nCoV, yüksek bulaştırıcılık oranı ile tüm dünyaya yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilmiştir. SARS-CoV-2’nin insanlarda oluşturduğu hastalığa COVID-19 adı verilmiş ve bu hastalık dünyada altı milyondan fazla insanı direkt olarak infekte ederek etkilerken çok daha fazla sayıdaki insanı, çevreyi ve dolayısıyla bu çevrede yaşayan pek çok canlıyı dolaylı yoldan etkilemiştir. COVID-19 pandemisi ile son zamanlarda önem kazanmaya başlayan tek sağlık yaklaşımı tekrar gündeme gelmiş ve insan sağlığı-çevre etkileşiminin ne denli önemli olduğu tekrar günyüzüne çıkmaya başlamıştır.
COVID-19 Pandemisi ve Tek Sağlık Yaklaşımı
Tek sağlık yaklaşımı kökeni oldukça eski çağlara dayanan ve merkezine insan, canlı ve çevre sağlığını alan ve bu alanlarda çalışan farklı meslek gruplarını bir araya getiren bütüncül bir sağlık yaklaşımıdır. Bu bütüncül yaklaşım tarzına göre gezegenimizin sağlığını korumak için tüm canlıların ve çevre sağlığının bir olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Canlıların herhangi biri için meydana gelebilecek habitat kaybı, birey azalması veya artması, hastalıklar vb değişikliğin direkt veya dolaylı yollardan diğer tüm canlıları ve gezegeni etkileyeceği düşünülmektedir. Aslında insanın modernleşmesi ve bencillik duygusunun baskınlaşması ile büyük ölçüde unutulmuş olan bu yaklaşımın tarihi Hipokrat’ın M.Ö. 400lerde yazdığı “ On Airs, Water and Places” adlı eserinden de anlaşılacağı üzere oldukça eskilere dayanmaktadır.
İklim değişikliği, çevre kirliliği, artan nüfus, artan şehirleşme, habitat kayıpları, artan yaban hayatı-insan etkileşimi, yoksulluk gibi faktörler çoğunluğu vektörel kaynaklı olan enfeksiyonlara sebep olabilmekte ve ciddi halk sağlığı problemlerine yol açabilmektedir. Bulaştırıcılığı yüksek ve yayılma hızı fazla olan bu enfeksiyonlar, küreselleşen dünya ile tüm dünyaya kolayca yayılabilmekte ve pandemi halini alabilmektedir. Bunun en son ve çarpıcı örneklerinden birisi de Aralık ayı sonunda Çin’in Wuhan kentinde tanımlanamayan pnömoni vakaları ile kendini göstermeye başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılarak bir pandemi haline gelen SARS-CoV-2 enfeksiyonudur. İnsan sağlığını ciddi şekilde tehdit ederek halk sağlığı ciddi sorunlarına ve sosyoekonomik kayıplara neden olan SARS-CoV-2 enfeksiyonu, bizlere hastalıklar henüz ortaya çıkmadan önce bu hastalıklara sebep olabilecek potansiyel etkenlerin belirlenip önlenmesinin, korunma ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesinin hastalıkları tedavi etmekten çok daha akılcı olduğunu bir kere daha göstermiştir.
Covid-19 Pandemisinin Çevre Üzerine Etkileri
COVID-19 pandemisinin ortaya çıkışından bu yana pek çok devletin aldığı kısıtlama ve sosyal izolasyon kararları sonucu hava kirliliği, gürültü kirliliği, sahil temizliği, atık üretimi ve geri dönüşüm çalışmaları gibi alanlarda çeşitli değişiklikler meydana gelmeye başlamıştır. Elimizde bu değişikliklerin çevre üzerindeki uzun dönem etkileri hakkında henüz yeterli miktarda veri bulunmasa da kısa dönem etklieri hakkında çeşitli veriler mevcuttur. Bu etkilerden en belirgini şüphesiz hava kirliliği üzerinde görülmektedir.
Dünya çapındaki yıllık ölüm oranlarında hava kirliliğinin rolü azımsanamayacak kadar çoktur. 2016 yılında DSÖ tarafından yayınlanan rapora göre hava kirliliği dünyadaki ölümlerin %8’inden sorumludur. COVID-19 pandemisi ile birlikte pek çok ülkede alınan kısıtlama kararları sonucu hava kirliliğinde belirgin bir azalma görülmektedir. Salgının ilk olarak ortaya çıktığı Wuhan kentinde havadaki NO2 oranındaki belirgin düşüş (22.8 µg/m3’ten 12.9 µg/m3) salgınla birlikte hava kirliliğindeki azalmanın çarpıcı bir örneğidir. Dahası, Kopernik Sentinel-5P Uydusu’ndan alınan verilere göre salgınla birlikte Roma, Madrid ve Paris gibi Avrupa’nın büyük şehirlerindeki havada bulunan NO2 oranında da ciddi düşüş görülmüştür. Salgınla birlikte İstanbul halkı tarafından Bursa Uludağ’ın çıplak göz ile görülebilmeye başlaması da hava kirliliğindeki bu azalmayı destekler niteliktedir.
Genellikle insan aktivitelerine bağlı olan yüksek volümlü istenmeyen sesler gürültü kirliliği olarak tanımlanmaktadır. Gütültü kirliliği nsan ve çevre sağlığını etkileyen önemli sorunlardan biridir. Salgınla birlikte alınan kısıtlama kararları neticesinde toplu ve özel taşımada kullanılan araçların azalması ve ticari faaliyetlerin neredeyse durma seviyesine gelmesi gürültü kirliliğinde belirgin bir azalmaya sebep olmuştur.
Sahiller ve kıyı ekosistemleri barındırdıkları yüksek canlı çeşitliliği ile canlılık için kilit rol oynamaktadır. Bu ekosistemler, barındırdıkları endemik ve endemik olmayan pek çok canlı çeşidinin yanısıra insanlar için de önemli bir rekreasyon alanı olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Salgınla birlikte sahillerdeki insan baskısı azalmış ve buralarda yaşayan pek çok canlı türü daha rahat bir yaşam alanına kavuşmuştur. Venedik kanallarında ortaya çıkan balıklar, İstanbul Boğazı’nda Ortaköy Sahilinde kıyıya oldukça yakın yüzen yunuslar bunun oldukça çarpıcı örneklerindendirler.
Salgınla birlikte alınan kısıtlama kararları ile üzerindeki baskının azaldığı tek habitat kıyılar değildir. Ayı, domuz gibi yaban hayvanlarının yerleşim yerlerinin yakınlarında daha sık görülmeye başlamaları bunun bir örneğidir. İnsan baskısının azalması pek çok yabani hayvanı olumlu etkilemişken şehirde yaşamaya uyum sağlamış kuşlar, sokak köpekleri ve kedileri yiyecek kaynaklarının azalması sebebiyle olumsuz etkilemiştir.
COVID-19 pandemisi ile alınan kısıtlama kararlarının çevre üzerinde olumlu etkileri olduğu gibi pek çok olumsuz etkisi de olmuştur. Salgınla birlikte artan medikal atıklar, yeraltı sularına karışan dezenfektan maddeler, evlere paket servislerin artması ile artan tek kullanımlık plastik ürünler, artan mask eve eldiven kullanımı salgının çevre sağlığı üzerindeki başta gelen olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Wuhan kentinde salgın öncesi hastanelerin günlük medikal atık miktarı 50 ton iken salgınla birlikte bu miktarın 240 tona çıkması konuyu çarpıcı şekilde gözler önüne sermektedir. Atık miktarlarındaki artışın yanısıra geri dönüşüm miktarlarındaki azalma da salgının çevre üzerindeki olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tartışma
COVID-19 pandemisi ile insanların kendilerini diğer canlıların üzerinde ve doğanın hakimi olarak görerek çevreye istedikleri şekilde müdahale etmelerinin hem insanlar hem de çevre için öngörülmesi güç ciddi problemlere yol açacağı bir kez daha kesin şekilde görülmüştür. Yine bu salgın sürecinde tüm çevre ile insanlara bütüncül bir yaklaşım sunan tek sağlık sisteminin insan ve çevre sağlığı için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Salgın ile birlikte artan kısıtlamalar ile çevre üzerindeki insan baskısı azalmış ve kısa vadede çevresel iyileşmeler görülmüş olsa da uzun vadede çevresel kirliliğin daha da artması kuvvetle muhtemel gözükmektedir. COVID-19 salgını ile çevre sağlığı ilişkisini inceleyen daha ileri ve uzun vadeli çalışmaların yapılması konunun daha net anlaşılması için oldukça önemlidir.
Yazar: Mehmet Akif Kaymakcı
İllüstrasyon: Craig Stephens
Kaynakça
1. 1. Zhu, N., Zhang D, Wang, W., Li X, Yang B., Song, J., et al. A novel coronavirus from patients with pneumonia in China, 2019. New England Journal of Medicine. 2020. https://doi.org/10.1056/NEJMoa2001017
2. Wevers, B. A., & van der Hoek, L. (2009). Recently Discovered Human Coronaviruses. Clinics in Laboratory Medicine, 29(4), 715–724. https://doi.org/10.1016/j.cll.2009.07.007
3. Zambrano-Monserrate, M. A., Ruano, M. A., & Sanchez-Alcalde, L. (2020). Indirect effects of COVID-19 on the environment. Science of The Total Environment, 138813.
4. Ulusal Tek Sağlık Sempozyumu ve Çalıştayı Konuşma ve Bildiri Özetleri Kitabı. Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti, 2019
Etiketler
Mehmet Akif Kaymakcı
Katılma Tarihi: