İçeriğe geç
Türkiye Yaban Hayatı

Clathria (Th alysias) jolicoeuri (Topsent, 1892)

Clathria (Th alysias) jolicoeuri (Topsent, 1892)


Clathria (Thalysias) jolicoeuri, Demospongiae sınıfının Poecilosclerida takımına bağlı Microcionidae familyasından bir deniz süngeridir. Tür, Émile Topsent tarafından 1892’de tanımlanmıştır ve büyük Clathria cinsinin Thalysias alt cinsine yerleştirilir. Demospongiae sınıfı, bugün bilinen süngerlerin büyük çoğunluğunu kapsayan en kalabalık sünger grubudur. Bu sınıfın üyelerinde iskelet, silisten yapılmış iğneler (spikül) ve/veya spongin adlı esnek bir protein lifinden oluşur. Süngerlerin gerçek dokuları, organları ve sinir sistemi yoktur; vücutları, suyu küçük gözeneklerden içeri alıp büyük açıklıklardan (oskül) dışarı veren bir kanal sistemiyle örülüdür.

Clathria, dünya denizlerinde yüzlerce türle temsil edilen, süngerlerin en kalabalık cinslerinden biridir. Bu cinsin üyeleri ince kabuklardan dallı ya da masif kitlelere kadar çok farklı biçimlerde olabilir ve çoğunlukla kırmızı, turuncu ya da sarı tonlarda parlak renklidir. Microcionidae familyasında iskelet, spongin liflerinin içine gömülü ve bunlardan dışa doğru çıkan iğnelerden oluşur. Thalysias alt cinsi, belirli iğne tipleri ve iskelet düzeniyle diğer alt cinslerden ayrılır. Poecilosclerida takımı, süngerler arasında en çok türe sahip takımlardan biridir. Bu takımın üyelerinde iskelet genellikle spongin ile birbirine bağlanmış iri iğnelerden (megasklerler) ve bunların yanında kelepçe biçimli şelalar, sigmalar ve toksalar gibi çok çeşitli küçük iğnelerden (mikrosklerler) oluşur. Türlerin ayırt edilmesinde bu mikroskobik iğnelerin şekli ve boyu belirleyicidir; bu nedenle tür tayini çoğu zaman yalnızca dış görünüşe bakılarak değil, doku örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle yapılabilir.

Süngerler süzerek beslenen, yerleşik yaşayan hayvanlardır. Yaka hücreleri (koanositler) kamçılarıyla sürekli bir su akımı oluşturur; bu akımla gelen bakteriler, tek hücreli planktonlar ve çözünmüş organik maddeler hücreler tarafından yakalanır. Bu sayede süngerler suyun temizlenmesinde ve besin döngüsünde önemli bir rol üstlenir, aynı zamanda pek çok küçük omurgasız ve balık için barınak sağlar. Üreme hem eşeyli hem de eşeysiz yolla olabilir; eşeyli üremede oluşan kirpikli larvalar kısa bir süre suda serbest yüzdükten sonra uygun bir zemine tutunup yeni bir birey oluşturur.

Akdeniz’de bu tür süngerler sığ kayalık kıyılardan başlayarak loş mağara girişlerine, mercanımsı (koralijen) topluluklara ve daha derin sert zeminlere kadar çeşitli ortamlarda bulunabilir. Türkiye kıyılarında, özellikle Ege ve Akdeniz’de, sünger faunası üzerine yapılan çalışmalar bu gruptan çok sayıda türün varlığını ortaya koymuştur. İnsanlar için bilinen bir tehlikesi yoktur; ancak bazı süngerlerin dokusundaki iğneler ve kimyasal maddeler çıplak elle temas edildiğinde hafif kaşıntı veya tahrişe yol açabileceğinden dalışta dokunmamak en doğrusudur.

Yorumlar

Yorumları görüntüle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş yap