Plankton patlaması nedir? İnsanlar ve diğer canlılar için tehlikeli midir?

  1. Anasayfa
  2. Plankton patlaması nedir? İnsanlar ve diğer canlılar için tehlikeli midir?

Plankton patlaması nedir? İnsanlar ve diğer canlılar için tehlikeli midir?


Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili, iç bölgelerinde ise onlarca gölden ve sulak alandan oluşan bir kara parçasıdır. Son dönemlerde artan videolara bakıldığında insanların garip yorumları maalesef akıl karmaşasına sebebiyet vermektedir. Geçenlerde Fethiye’de çekilmiş videoda bunun örneğini üzülerek izledim. Videoyu çeken bayan sabah bir şey olmadığını ama akşam üzeri suyun yeşile döndüğünü yetkililerin bu kirlenmeye karşı hareket etmelerini istiyordu. Gerçekten bu ciddi bir kirlenme miydi yoksa başka bir sebebi olabilir miydi? Evet, bunun sebebi planktonun aşırı üremesi, diğer adıyla plankton patlamasıdır. Yaz ayları ortası ve sonlarında ülkemiz deniz ve iç sularında yaşanan ekolojik bir olaydır. Bu tepkime ve ortaya çıkan durum bizler için ne kadar önemli? Şimdi gelin hep beraber bunları öğrenelim.

PLANKTON 

Planktonik organizmalar tüm sularda (tatlı ve tuzlu) bulunurlar. Bu canlıları gözle görmek mümkün değildir ve çoğunluğu mikroskobik canlılardır, aktif hareket kabiliyetleri yoktur, genel olarak su hareketleri ile yer değiştirirler. Bu canlıların yaşam ve üreme şekillerinden kısaca bahsetmek gerekirse:

FİTOPLANKTON: Bu canlılar adından da anlaşılacağı gibi bitkisel organizmalardır, yani yapılarında klorofil taşırlar. Güneş ışığı yardımı ile fotosentez yaparlar. Hücrelerinde klorofil bulunan basit yapıya sahip, tek veya çok hücreli olabilen, çoğunluğu mikroskobik büyüklükteki organizmalardır. Fitoplanktonik formlar kendileri için gerekli organik maddeyi sentezlemek için ışığa, uygun sıcaklığa ve ortamda çözünmüş halde bulunan besleyici elementlere ihtiyaç duyarlar. Deniz suyundaki bu elementlerin başlıcaları azot ve fosfordur. Organik madde sentezinde, fotosentez sonucu açığa çıkan enerjiden yaralanırlar.

ZOOPLANKTON: Hayvansal yapıdaki planktonik organizmalar zooplanktonu oluştururlar. Heterotrof olan bu canlılar, fotosentez yoluyla kendi besinini kendi yapan (ototrof) fitoplanktonik organizmalar ile beslenirler.

Zooplankton yaşam döngülerine göre iki grupta incelenir:

HOLOPLANKTON: Tüm yaşam evrelerinde pelajik bölgede (deniz ve okyanusların üzerini örten suyun kapladığı kısmıdır) dağılım gösteren planktonik formlardır. 

MEROPLANKTON: Yaşam evrelerinin ilk safhalarında planktonik olan daha sonraları ise bentik (Bentik bölge, deniz ekosistemlerinde sahilden başlar, en derin çukurlara kadar olan tüm deniz dibini kaplayan bölgedir.) ve nektonik (Nekton bir su kütlesinde aktif olarak yüzen su organizmalarının agregasını ifade eder.) olarak yaşayan canlılardır.

Planktonik formlar dağılımlarına göre 2 grupta incelenirler: 

NERİTİK PLANKTON: Sahilden yaklaşık 200 metre derinliğe kadar olan pelajik bölgede, sıcaklık ve tuzluluğun büyük farklılıklar gösterdiği, sahil sularında bol bulunan plankton neritik planktonu oluşturur. Meroplankton türlerince zengindirler. 

OSEANİK PLANKTON: Sıcaklık, tuzluluk ve ekolojik koşulların daha tek düze olduğu açık denizlerde dağılım gösteren planktonik formlara verilen isimdir. Çoğunluğu holoplanktonik türlerdir.

Planktonik organizmaları biraz tanıdık ve şimdi gelelim asıl duruma. Ülkemizde genellikle ilkbahar aylarının sonu ile yaz ayları ortasında, akıntının az olduğu bölgelerde sularda renk değişimleri görülebilmektedir. Bu renk değişimine planktonik formların aşırı çoğalması neden olur ve genellikle su yeşilimsi yada kızılımsı kahve rengine dönüşür. Kırmızı rengin hakim olduğu renk değişimine “Red tide” denir. Peki nedir Red tide?

RED-TIDE - KIZIL GELGİT

Yarı kapalı yada kapalı koy ve körfezlerde oluşan, aşırı nütrient madde girişi sonucu özellikle birkaç türün baskın olarak arttığı fitoplankton patlamaları (özellikle bazı dinofagellat türüleri neden olur) suyun kızıl renge bürünmesine neden olur. Birçok insan bu olayı suya akıtılmış bir kimyasal neden olduğu kirlilik olarak değerlendirir ama bu aslında kimyasal kirlilik ile alakalı bir olay değildir. Yine de organik madde kirliliğinin neden olduğu durumlar sonucunda red tide oluşabilmektedir. 

RED TIDE TEHLİKELİMİDİR?

Kızıl ya da kırmızı gelgit, suda yaşayan bazı fitoplankton türlerinin yüksek konsantrasyonlarının neden olduğu bir alg patlaması türü olan red tide da kırmızı veya kahverengi algler rol oynar.

Kızıl gelgit sırasında dinoflagellatlardan Karenia brevis türü mikroalg suya brevetoksin adlı toksik kimyasallar bırakabilir. Bu zehirli maddeler özellikle algler ile beslenen yumuşakçalar tarafından suyu süzme yoluyla bünyeye alınıp dokularında biriktirilir. Bu canlıların tüketimi nörotoksik kabuklu zehirlenmesine (NSP) yol açabilir. 

Alg patlaması ayrıca sulardaki oksijenin hızla tüketilmesine neden olur. Aşırı alg artışındaki tür kompozisyonu biyotoksin salgılayan tehlikeli türlerden oluşursa insanlarda ve/veya diğer hayvanlarda hastalığa neden olabilecek toksinler serbest kalır.

Kırmızı gelgit olaylarını etkileyen başlıca faktörler arasında okyanus yüzey sıcaklıklarının artışı, nutrient (besin) madde konsantrasyonunun yüksekliği, akıntıdan yoksun sakin denizler ve yaz aylarında güneşli günlerin ardından gelen nütrient maddece zengin yağmurlar yer alır. Ayrıca, red tide a neden olan algler rüzgarlar, akıntılar, fırtınalar veya gemilerin balast (denge) suları aracılığıyla yayılabilir ve uzun mesafelere taşınabilir.

Kırmızı gelgit küresel bir fenomendir. Ancak, 1980'lerden beri zararlı kırmızı gelgit olayları daha sık ve yaygın hale gelmiştir. Bir yayılmanın tespit edilmesinin, kırmızı gelgit hakkında daha yüksek farkındalık, kırmızı gelgiti tespit etmek ve analiz etmek için daha iyi ekipman gerekmektedir. Bu olayın çiftçilik ve endüstriyel akıştan gelen besin yüklemesinden etkilendiği düşünülmektedir. Kırmızı gelgit olaylarından en çok etkilenen ülkeler şunlardır: Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Danimarka, İngiltere, Fransa, Guatemala, Hong Kong, Hindistan, İrlanda, İtalya, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Yeni Gine, Peru, Filipinler, Romanya, Rusya, İskoçya, İspanya, İsveç, Tayland, Amerika Birleşik Devletleri ve Venezuela (WHOI, 2007, CDC, 2012).

Red tide’a neden olan fitoplanktonik türler güçlü biyotoksinler üretebilir. Bu toksinler besin zinciri yoluyla, biyomagnifikasyon ve biyobirikim süreçleri yoluyla, daha büyük organizmalar için tehlikeli olabilir. Canlıların bu algleri yedikçe vücutlarındaki toksin miktarı artar ve onlarla beslenen organizmalar için zehirli bir düzeye kadar ulaşabilir. Büyük balık ölümleri ve çeşitli memeli hastalıkları ve ölümleri, kırmızı gelgit alg patlamaları sırasında kabuklu deniz ürünleri tüketimine bağlanmıştır. İnsanları etkileyebilecek hastalıklar şunlardır:

* Paralitik Kabuklu Deniz Zehirlenmesi (PSP) - Bu hastalığa bazı Alexandrium türlerinin saksitoksin üretimi neden olur. ABD ve Kanada'da Atlantik ve Pasifik kıyılarında yaygındır. Zehirlenme, PSP toksinleri ile kontamine olmuş kabuklu deniz hayvanlarını yuttuğunda, sinir fonksiyonunun bozulmasına ve felce neden olur. Aşırı vakalar, solunum felci ile boğularak ölümle sonuçlanabilir.

* İshalli Kabuklu Deniz Zehirlenmesi (DSP) - Bu hastalığa bazı Dinophysis türleri neden olur. Genellikle Japonya ve Avrupa'da görülür, ancak Kanada, ABD, Şili, Yeni Zelanda ve Tayland gibi diğer ülkelerde de bulunmuştur. DSP'nin semptomları arasında ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve kramplar bulunur. DSP genellikle öldürücü değildir.

* Amnezik Kabuklu Deniz Zehirlenmesi (ASP)- Doğu Kanada kıyılarında bulunan bu hastalığa, Pseudo-nitzschia pungens forma dahil olmak üzere domoik asit üreten planktonik ve bentik algler neden olur. Ayrıca Pseudo-nitzschia delicatissima ile enfekte olmuş yumuşak kabuklu istiridyelerde ve mavi midyelerde de bulunabilir. Mide ve nörolojik semptomlar baş dönmesi, oryantasyon bozukluğu ve hafıza kaybını içerir.

Etkilenmemek için neler yapılabilir?

Uydu görüntüleri gibi teknolojik gelişmeler, bilim adamlarının zararlı alg oluşumlarını daha iyi takip etmelerine ve izlemelerine olanak sağlamıştır. Red tide’a neden olan alglerin tür kompozisyonunu takip etmek ve izlemek, bu olay sırasında bölgede bulunan kabuklu deniz hayvanlarını başta olmak üzere denizel organizmaları yememek ve bu sularda yüzmemek korunmak için önemlidir. Suyu süzerek beslenen, özellikle midye gibi organizmaları tüketirken bunların çıkartıldıkları bölgeleri bilerek tüketmek güvenilir üreticilerin ürünlerini tüketmek, sadece red tide etkisinde değil, tüm kirleticilerin etkisinden uzak bölgelerden toplanan canlılar ile beslenmek önemlidir. Bu yazımızda planktonik organizmalara ve Red-Tide adı verilen bu su olayına biraz değindik. Ülkemiz denizleri red-tide ve diğer alg artışlarına karşı düzenli olarak izlenmektedir. Deniz ya da Tatlısu ekosistemlerinde karşılaştığımız renk değişimlerini rapor etmek bu suların izlenmesi açısından önemlidir. 

Yazı : Ahmet TAŞÇI

Düzenleme: Doç. Dr. Güley KURT ÇOŞKUN


Fotoğraflar:linkedin-PİXABAY-vox-NG-wikipedia

Türkiye Yaban Hayatı

Katılma Tarihi: 2019-09-04 23:35:05