Kelebekler ve Güveler - Lepidoptera

  1. Anasayfa
  2. Kelebekler ve Güveler - Lepidoptera

Kelebekler ve Güveler - Lepidoptera

Bu yazıda öncelikle kelebeklerin ömürleri, Dünya, Avrupa ve Türkiye’deki genel durumları ve Türkiye’deki kelebekleri olumsuz etkileyen faktörleri ve ayrıca kelebeklerin turizm açısından önemine değinilecektir. 


Kelebeklerin ömrü ne kadardır? 


Kelebek denilince en çok merak edilen konulardan birisi kelebeklerin ömrünün ne kadar olduğudur. Yaygın inanışın aksine kelebeklerin ömrü bir gün değildir. Kelebek şeklinde ergin olarak geçirdikleri süre türden türe değişir, kelebek halindeki ömrü sadece 2 gün kadar olan bazı türler olsa da bu süre genelde 2 – 4 hafta kadardır. Kelebeklerin ömrü ile ilgili olarak birkaç örnek verecek olursak; Türkiye’de yaşayan en güzel kelebeklerden birisi olan Sarı bandlı kadife (Nymphalis antiopa) kelebeğinin ömrü ergin aşamada 10 ay kadar olabilmektedir. En uzun yaşayan kelebek türlerinden birisi Hükümdar kelebeğidir (Danaus plexippus) ve ömrü 12 ay kadardır. Ancak hiçbir kelebek türünün ergin aşamasındaki ömrü bir yıldan fazla değildir. Kelebeklerin ömürlerine yumurta, tırtıl ve pupa (koza, krizalit) evrelerini de ilave dersek aslında çok daha uzun ömürleri vardır. Uzun yaşama rekoru ise bir güve türü olan Güney Amerika Yukka Güvesine (Prodoxus y-inversus) aittir ve tırtıl evresinde geçirdiği süre 30 yıl kadar olabilmektedir. 


Kelebek ile güve arasındaki fark nedir? 


Kelebekler ile güvelerin tümü böceklerin Lepideoptera takımı altında sınıflandırılır. Bu yüzden kelebekler ile güvelerin genel yapıları ve görünüşleri birbirine benzer. Ancak bu iki grup sınıflandırılırken ayrı sınıflandırılır. Bu sınıflandırma bu gruplar arasındaki bazı farklılıklara dayanır. Dış görünüşteki en önemli farklılık ise anten ucunun topuz şeklinde olup olmamasıdır. Kelebeklerinin tümünün anten ucu topuz şeklinde sonlanır ve bu yüzden Latincede topuz antenliler anlamına gelen Rhopalocera alttakımı altında sınıflandırılırlar. Güvelerin antenleri ise oldukça çeşitli şekillerdedir, ancak hiç bir zaman topuz şeklinde sonlanmazlar. Bu yüzden güveler Latincede değişken antenliler anlamına gelen Heterocera alttakımı altında sınıflandırılırlar. Kesin bir ayrım olmamasına rağmen kelebekler genelde gündüz, güveler ise genelde gece uçarlar. Bazen işe yarayabilen, ancak her zaman geçerli olmayan bir diğer ayrım noktası ise şudur: bazı güveler açık kanatları sayesinde uçarken kolayca görülürler, ancak kondukları anda kanatlarını gövdeleri üzerine iyice yatırdıkları için görmek oldukça zordur. Hem dünyada hem de Türkiye’de güve türü sayısı kelebek türü sayısından oldukça fazladır. Örneğin Türkiye’deki kelebek türü sayısı 400 kadar iken güve türü sayısı 5.000 kadardır. Bu türlere evlerimize girerek kuru bakliyatlarımızı güvelendiren veya yünlü giyeceklerimize zarar veren güveler de dahildir. 



Kelebekler nasıl çoğalırlar?


 Kelebeklerin de erkeği ve dişisi vardır. Erkek ve dişi kelebekler arka taraflarını birleştirerek çiftleşirler. Çiftleşmeden bir süre sonra dişi kelebek çoğu zaman bir bitkinin yaprağı olan uygun bir ortama yumurtalarını bırakır. Yumurtalardan küçük tırtıllar çıkar. Tırtıllar bitkiler ile beslenerek büyümeye başlar ve büyüyebilmek için birkaç defa deri değiştirir. Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra kendi etrafında bir koza, pupa veya krizalit adı verilen bir örtü oluşturarak bunun içinde başkalaşım geçirir. Bu pupa içinde başkaşımını tamamladıktan sonra kelebek haline gelir ve örtünün bir tarafının yarılmaya başlaması ile tırtıl olarak girdiği yapıdan kelebek olarak çıkar. Bu olaya başkalşım veya metamorfoz adı verilir. Her kelebeğin üzerinde beslendiği birkaç bitki türü vardır ve her kelebek her bitkiye konmaz. Bu konuda çok seçicidirler. Kelebekler soğukkanlı canlılar oldukları için kışın soğuk olduğu bölgelerde kışın aktif olamazlar. Bu yüzden kelebeklerin çoğu kışa girmeden ölürler. Peki sonraki sene gördüğümüz kelebekler nasıl ortaya çıkar? Kelebeklerin çoğu kışı yumurta halinde geçirir. Ancak bazı kelebekler ise kışı tırtıl halinde geçirir. Az sayıda kelebek de kışı ergin kelebek halinde geçirir. 


Kelebeklerin ekosistem için önemi nedir? Kelebekler bütün bahar ve yaz boyunca çiçekten çiçeğe uçarak hem beslenirler, hem de çiçeklerin tozlaşmasını sağlayarak bu bitkilerin üremesine yardımcı olurlar. Bu açıdan ekosistem için son derece önemlidirler. Diğer taraftan kelebeklerin bizzat kendileri de arıkuşları ve yarasalar gibi pek çok canlının besininin önemli bir kısmını oluşturarak doğada besin zincirinde önemli bir yer tutarlar. 


Diğer taraftan kelebekler doğada meydana gelen çevresel değişimlere hızlı tepkiler vererek bu değişimlerin yıkıcı etkilerine karşı insanları önceden haberdar eden indikatör (gösterge) canlı gruplarından birisidir. Son yıllarda etkisi gittikçe artan bir şekilde hissedilen küresel iklim değişimleri hakkında bizlere bazı ipuçları verebilmektedirler. Bu bakımdan kelebekleri izlemek, doğayı yakından tanıyıp doğanın kelebeklerin ağzından bizlere neler söylediğini yakalayabilmek için iyi bir fırsat sunacaktır. Kelebekler bu önemlerinden dolayı ve omurgasız hayvan grupları içinde en iyi çalışılmış gruplardan birisi oldukları için doğa koruma, yaban hayatı yönetimi ve yaban hayatının izlenmesi çalışmalarında özellikle üzerinde durulan omurgasız hayvan gruplarından birisidir. Yine bu önemleri sayesinde IUCN (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources) (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından tehlike kategorileri değerlendirilmiş az sayıda omurgasız hayvan gruplarından birisidir. Türkiye kelebeklerinin ulusal kırmızı liste değerlendirmesi de Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından 2011 yılı içinde yapılmış ve yayınlanmış durumdadır.



Kelebeklerin turizm açısından önemi nedir? 


Türkiye’de 500 dolayında, dünyada ise binlerce kelebek gözlemcisi ve fotoğrafçısı bulunmaktadır. Bu konuya ilgi duyan kişiler dernekler, vakıflar, topluluklar veya internet siteleri gibi ortamlar ile birbirleri ile sürekli etkileşim halindedirler. Kelebek gözlemcilieri gönüllülerden oluşur ve bu kişiler her yıl çeşitli bölgelerde düzenli kelebek gözlemleri yaparak gözlem sonuçlarını kaydederler. Bu sonuçları internet ortamında paylaşırlar ve gözlem yıllıkları olarak yayınlarlar. Bu etkinliler kelebekler ve yayılış alanlarının belirlenmesi konusunda çok önemli bilgiler sağlamaktadır. Hatta bazı kelebek türlerinin Türkiye’den ilk yayılış kayıtları kelebek gözlemcileri tarafından sağlanmıştır. 


Ortak bir ilgiyi paylaşan bu kişiler her yıl kelebek gözlemi ve fotoğrafçılığı için bahar ve yaz aylarında gruplar halinde veya bireysel olarak geziler düzenlemektedirler. Avrupa’nın kelebek çeşitliği açısından en zengin ülkesi Türkiye olduğu için bu alanda çok büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin ortaya çıkarılabilmesi ve değerlendirilebilmesi için yapılması gereken ilk şey bütün bölgelerimizin kelebek çeşitliliğinin ortaya çıkarılmasıdır. Sonrasında belirlenecek çeşitliliğin durumuna göre Öncelikli Kelebek Alanlarının (ÖKeA) belirlenmesi önemli olacaktır. Bunların yapılmasından sonra hazırlanacak broşürler, kurulacak internet siteleri, yazılacak kitaplar gibi çok çeşitli araçlar ile gerçekleştirilecek tanıtım etkinlikleri ile konuya ilgi duyanlarının dikkatlerini çekmek gerekecektir. Bunlar sağlandığı taktirde sadece kelebeğe dayanan turistik aktiviteler bile bir bölgedeki turistik etkinliklerin artmasına önemli katkılar sağlayabilecektir. 


Ülkemizin kelebekler açısından en zengin bölgeleri olan Kaçkarlar, Erzurum, Aladağlar, Ardahan, Rize, Antalya, Malatya gibi bölgeleri her yıl yüzlerce kelebek gözlemcisini bu alanlara çekmektedir. Bu yazıda değerlendirilen Bolu, Kastamonu, Zonguldak, Bartın, Karabük, Düzce ve Sinop ilerinin bu güne kadar kelebek tür sayıları; Bolu için 140 tür, Kastamonu için 100 tür, Karabük için 99 tür, Zonguldak için 90 tür, Bartın için 90 tür, Düzce için 48 tür ve Sinop için 36 tür. Bu sayılar bu illerde olması beklenen kelebek türü sayılarına göre Bolu bir tarafa bırakılacak olursa oldukça düşük rakamlardır. Bu illerin kelebek turizmi açısında potansiyelini ortaya çıkarabilmek ve harekete geçirebilmek için öncelikle bu illerin kelebek türlerinin ve yayılışlarının hızlı bir şekilde ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu temel bilgiler ortaya çıkarılınca bu illerde çok büyük ihtimalle yeni ÖKeA’lar belirlenecektir. Bölgede yaptığım gözlemlere göre ÖKeA olmaya aday en önemli bölgeler Bacaklı Yaylası (Alaplı, Zonguldak), Keltepe (Yenice, Karabük), Uluyayla (Ulus, Bartın), Pınarbaşı (Kastamonu) ve Boyabat (Sinop) olarak sayabilirim. Önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalar bu alanların önemini ortaya koyacaktır ve başka önemli alanların da belirlenmesini sağlayabilecektir. 


Dünyada, Avrupa’da ve Türkiye’deki Kelebek türü sayıları nedir?


 Kelebeklerin dünyada yaklaşık 17.500, Türkiye’de ise 415 kadar türü bulunmaktadır. Türkiye’deki tür çeşitliliğini yakın çevresi ile karşılaştırarak bu sayının değerini daha iyi ortaya koyabiliriz. Kelebeklerin tüm Avrupa’daki toplam tür sayısı 482’dir, yani Türkiye’deki kelebek türü sayısı tüm Avrupa’daki tür sayısına yakındır. Ayrıca Avrupa’daki hiçbir ülkenin kelebek türü sayısı Türkiye’dekinden fazla değildir. 


Avrupa ve Türkiye’deki Kelebeklerin ne kadarının nesli tehlikede?



Avrupa’daki 482 türün 142’si, yani yaklaşık 1/3’ü Avrupa’ya “endemiktir” yani bunlar sadece Avrupa’da yaşarlar. IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği), Türkçe karşılığı ile “Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslarasası Birlik” adlı organizasyonun kriterlerine göre Avrupa kelebeklerinin yaklaşık %9’u Avrupa’da tehdit altındadır (CR, EN, VU) ve % 10’u Tehdide Yakındır (NT). Bazı ülkelerde iyi nitelikli populasyon eğilimi verisi eksikliğine rağmen, Avrupa kelebeklerinin yaklaşık üçte birinin (%31) populasyonlarında azalma, %4’ünde artma gösterilmiş ve türlerin yarısından fazlasında bir değişim kaydedilmemiştir. Geri kalan %10’a ait mevcut bilgiler, bu türlerin populasyon eğilimlerini tanımlamak için yetersiz bulunmuştur. Sıkça kullanılan “populasyon” terimini tanımlayacak olursak; populasyon bir türün bir bölgedeki bireylerinin tümünü ifade eden bir terimdir. Tüm Avrupa’da 482 tür bulunurken, Türkiye sınırları içerisinde yaklaşık 400 kelebek türü bulunur ve bu türlerin 45’i ülkemize endemiktir, yani dünya üzerinde sadece ülkemizde bulunur. Bunun yanında 21 türün de dağılımının %60’ından fazlası Türkiye sınırları içerisindedir. DKM (Doğa Koruma Merkezi) tarafından 2011 yılında hazırlanan Türkiye’deki Kelebeklerin Kırmızı Listesi’ne göre Türkiye çapında 26 kelebek türünün Kritik (CR), Tehlikede (EN) ve Duyarlı (VU) kategorilerinde, 11 kelebek türünün ise neslinin Tehdide Yakın (NT) durumda olduğu tespit edilmiştir. Özetle, Türkiye’deki 37 kelebek türünün (her on kelebekten birinin) neslinin tehlike altında ya da tehdide yakın olduğu belirlenmiştir. Bir türün de nesli Türkiye’de Tükenmiştir (RE). Türkiye’deki 381 kelebek türünün %67’si Düşük Riskli (LC) olarak, %15’i ise yeterli verinin bulunmaması sebebiyle Yetersiz Verili (DD) olarak listelenmiştir. Son olarak türlerin %7’si de dağılımlarının %1’i ve azı Türkiye sınırları içerisinde bulunduğu için kırmızı liste değerlendirmesine dâhil edilmemiş ve kategorileri Uygulanamaz (NA) olarak listelenmiştir. İki tür ise Türkiye’de onaylanmış kayıtları olmadığı için değerlendirilmemiştir (NE). Üstteki verilere baktığımızda Türkiye’deki pek çok kelebek türünün neslinin tehlikede olduğunu kolayca söyleyebiliriz. Endemik ve endemiğe yakın türlerimizin tehdit kategorilerini değerlendirdiğimizde, durumun ciddiyeti açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de toplam 45 endemik kelebek türümüz bulunmaktadır ve bu türlerin yalnızca %22’si düşük riskli (LC) kategorisindedir. Türkiye’deki endemik türlerin %29’u ise tehlike altında ve tehlike altına girmeye yakın durumdadır. Ancak asıl çarpıcı olan, geriye kalan endemik türlerimizin tamamının (%49) yetersiz verili olarak listelenmiş olmasıdır. Bu da ülkemize özgü kelebek türleri hakkında ve onları korumaya yönelik bilgilerin yetersiz olduğu gerçeğinin altını çizmektedir. Bu nedenle, kelebeklere yönelik bilimsel çalışmaların özellikle yetersiz verili türler için hızla sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.


KELEBEKLERİ TEHDİT EDEN FAKTÖRLER


 Kelebek – İnsan ilişkileri 


İnsanlar dünya üzerinde yaklaşık 11 bin yıldır tarım ve hayvancılık yapmaktadır. Bu faaliyetler yeryüzünü etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu değişimler doğada kelebekler için uygun alanlar da oluşturmuştur ve böylece kelebekler ile insanların bir arada yaşamasına olanak sağlamıştır. Doğa ile bir bütün içerisinde yürütülen geleneksel tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin devam ettiği bölgelerde; ot biçme, sürdürülebilir ormancılık ve geleneksel hayvancılık gibi insan faaliyetleri bu alanlarda kelebek çeşitliliğinin yüksek olmasına katkı sağlamıştır. Geleneksel tarım, sürdürülebilir ormancılık ve mera kullanımı etkinliklerinin terk edildiği ortamlarda kelebek çeşitliliği azalmaktadır. Diğer taraftan bir bölgede yoğun tarım, yoğun hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerine geçildiğinde orada kelebek çeşitliliğinde ve sayısında azalma görülmektedir. Kelebekler ve insanlar arasında binlerce yılda oluşmuş dengenin ayakta kalması insanların bilinçli olmasına ve duyarlılığına bağlıdır. 


Kelebekleri tehdit eden faktörler 


Türkiye’de yayılış gösteren kelebekler üzerine etki eden temel tehditlerle ilgili kısa açıklamalar aşağıda verilmektedir. 




1. Evsel ve ticari yapılaşma: Kontrolsüz evsel, endüstriyel ve turizm kaynaklı yapılaşma, ulusal ölçekte kelebeklerin yaşam alanı kaybına ve yaşam alanlarının parçalanmasına neden olmaktadır


2. Tarım: Ulusal düzeyde etkili olan bu tehdidin temel sonucu kelebeklerin yaşam alanı kaybıdır. Bunun altında yatan nedenler tarımın yoğunlaşması ile birlikte kelebeklerin ve besin bitkilerinin ölümlerine yol açan tarım ilaçlarının artan kullanımı; yaşam alanı mozaiklerinden büyük monokültür alanlarına geçişle sonuçlanan arazi toplulaştırılması süreçleri; bozkır alanlarının ağaçlandırılması ve doğal bozkır, çayırlık alanlar ve meralarda aşırı otlatma nedeniyle gerçekleşen yaşam alanı kaybıdır. 


3. Enerji üretimi ve madencilik: Bu tehdit başlığı içerisinde madenlerin ve taşocaklarının yarattığı yaşam alanı kaybının en büyük etkiye sahip olduğu tartışılmaktadır. Bu etkinliklerin ulusal düzeyde kelebekler üzerinde genel bir etkisinin olmasının yanı sıra Torul çokgözlüsü (Aricia torulensis) gibi çok sınırlı dağılımı olan türler için temel bir tehdit haline gelmektedir. 


4. Ulaşım ve hizmet yolları: Yol kenarlarındaki öncü bitki toplulukları, pek çok yetişkin kelebeğin nektar bitkilerinin ve bazı kelebeklerin de tırtıllarının besin bitkilerinin bulunduğu yaşam alanlarıdır. Ayrıca yol kenarları yer yer kelebeklerin mineral ihtiyaçlarını karşıladığı mini-habitatlar olan çamurluk alanları da içermektedir. Yol genişletme ve iyileştirme konusundaki ulusal politika, kelebeklerin tüm ülke çapında yaşam alanlarının kaybına neden olmaktadır. 


5. Biyolojik kaynak kullanımı: Koleksiyoncular tarafından kelebeklerin yasadışı biçimde toplanması tehdidinin, Palandöken ve Kaçkar Dağları gibi çok iyi bilinen alanlardaki nadir türler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu sanılmaktadır. Koleksiyonculuk, özellikle de dar yayılışlı ve nadir kelebek türleri üzerinde olumsuz bir etki oluşturabilmektedir. 


6. İhlalden kaynaklı baskılar: Artan yaşam standartları ve hareketlilikle birlikte kırsal alanların daha büyük bir kısmında piknik, kamp yapılması ve az kullanılan doğal patikalarda ya da yol bulunmayan alanlarda arazi araçlarının kullanılması gibi rekreasyonel etkinlikler kelebeklerin besin bitkilerine, larva ve pupa evrelerinde kelebeklerin kendilerine zarar verebilmektedir.


 7. Ekosistemlerdeki değişiklikler ve kayıplar: Elektrik üretimi için yapılan baraj inşaatları konusundaki ulusal politika, kelebek yaşam alanlarının hem ulusal hem de yerel düzeyde büyük oranda kaybına ve parçalanmalarına neden olmaktadır. HES yapımıyla birlikte dereler dağ hattı boyunca kurulacak olan kanallara taşınacak ve tüneller açılarak su, tünel veya kanallardan geçirilecektir. Örneğin Çoruh Nehri üzerindeki baraj ve HES’lerin yapımı, Güney Kaçkarlar Öncelikli Kelebek Alanı’ndaki en belirgin tehdidi oluşturmaktadır. 


8. Kirlilik: Nüfus yoğunluğunun fazla, sanayileşmenin yüksek olması, o bölgelerde evsel ve endüstriyel kirliliğin de yüksek olmasını beraberinde getirir. Tarım ilaçlarının ve gübrenin yaygın ve aşırı kullanımı, üretim fazlası kimyasalların ve ambalajlarının kontrolsüz imhası nedeniyle tüm böcekler üzerinde önemli olumsuz etkileri olduğu düşünülmektedir. 


9. İklim değişikliği ve şiddetli hava koşulları: İklim sistemlerinin değişmesi sonucunda yaşam alanı özelliklerinin değişmesi ve kayması bu kategorideki esas tehdit olarak kabul edilmektedir. İklimin değişmesiyle, özellikle göç edebilen kelebek türlerinin daha uygun yaşam alanlarına kayması beklenmektedir. Ancak, göç kapasitesi daha düşük olan türler yerel koşulların değişmesi durumunda bu yeni oluşan uygun yaşam alanlarına göç edemeyebilirler ve nesilleri tehlikeye girebilir. 


10. Bilgi eksikliği: Türkiye’de kelebek araştırmacıları ve gözlemcilerinin sayısındaki eksiklikler birçok türün dağılımı ve populasyon değişimleriyle ilgili bilgi edinmemize engel olmaktadır. Türlerle ilgili güvenilir ve güncel veri olmadan etkili koruma planlarının hazırlanması çok zordur. 


KELEBEKLERİN KORUNMASI 


Kelebeklerin korunmasında en önemli konu yaşam alanlarının korunmasıdır. Bunun yanında kelebeklerin korunması öncelikle üstte belirttiğimiz tehdit unsurlarının ortaya çıkarılmaması ile mümkündür. En önemli konu toplumsal bincin geliştirilmesi ve herkesin yaşadığı çevreye sahip çıkmasıdır. Diğer önemli bir konu ise kelebeklerin korunması için yetki ve sorumluluk sahibi olan resmi kuruşlar hakkında da bilgi sahibi olmamızdır. Son yıllarda bu konudaki bilinç de giderek artmaktadır. Bunun bir sonucu olarak ülkemizden kelebekler de dahil çeşitli biyolojik değerlerimizi (bitkiler, yılanlar, böcekler, kelebekler vb) yurt dışına kaçırmaya çalışan pek çok yabancının, duyarlı vatandaşlarımızın ihbarları ile yakalandıklarına ve bu kaçakçılara büyük para cezalarının kesildiğini basından memnuniyet ile takip ediyoruz. 


Kelebek (ve tabi ki diğer canlıların da) kaçakçılığının önlenmesinde hepimize sorumluluk düşmektedir. Kelebek kaçakçılığının söz konusu olduğu durumlarda aranabilecek birimlerin güncel irtibat telefonları aşağıda verilmiştir. Bir kaçakçılık durumunu ihbar ederken olayla ilgili her türlü bilgi ve detayın verilmesi büyük önem taşır. 


Doğadan kelebek toplayan birini gördüğünüzde ilinizdeki İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne (İLÇOM) haber verebilirsiniz. Bölgemizdeki İLÇOM irtibat numaraları aşağıda verilmiştir. Hafta sonu olması, mesai saatleri dışı olması gibi nedenlerle İLÇOM’a ulaşamıyorsanız Jandarma (Tel: 156) veya Emniyeti de (Tel: 155) arayabilirsiniz. Bunların dışında kelebeklerin gümrükte yakalanabileceğini düşünüyorsanız Gümrük Muhafaza 136 irtibat hattını arayınız. 


KELEBEKLERİN GÖZLENMESİ VE FOTOĞRAFLANMASI  


 Kelebekleri nerede gözleyebiliriz?


 Kelebekler doğada çok yaygındır. Evinizin bahçesinde, mahalledeki boş bir arsada, balkona koyduğunuz çiçek saksılarının üzerinde, parklarda, bahçelerde bile kelebek gözleyebilirsiniz. Kelebekler ekvatordan kutuplara kadar oldukça geniş bir alanda yayılış gösterir. Ancak bazı alanlar kelebekler açısından daha zengindir. Özellikle çiçekli akarsu kenarları, meralar, orman içi açıklıklar ve yüksek dağ çayırlıkları ideal alanlardır. Bazen bir çeşmenin suyunun akarak ıslattığı çamurlu alanlarda çok sayıda kelebeği çamurun üzerini hortumları ile yalarken görebilirsiniz. Bunlar çiftleşmelerinin başarılı olabilmesi için mineral alan erkek kelebeklerdir. Kelebek gözlemine çıktığınız zamanlarda şunu da unutmayın; her habitat tipinin farklı kelebek türleri vardır. Yani, akarsu kenarı çayılık ve çiçeklik bir alana kelebek gözlemine giderseniz çevredeki çalılık ve ormanlık alanalara da, hatta kayalık ve taşlık alanlarla da bir göz atmayı unutmayın. Kelebek gözlemi için çok önemli bir konu da mevsimdir. Her kelebek türünün bir uçuş zamanı vardır. Bu uçuş zamanları genelde bahar ve yaz aylarıdır. Bu yüzden gözlemlerimizi rakıma ve bölgenin iklimine de bağlı olarak Nisan – Eylül arasında en verimli şekilde yapabiliriz. Bu dönemde aynı alanlara farklı zamanlarda giderseniz büyük ihtimalle farklı türlerle karşılaşacaksınız demektir. Bu yüzden kelebekler açısından zengin olduğunu düşündüğünüz alanları farklı dönelerde ziyaret ediniz. 


Kelebek fotoğrafı nasıl çekebiliriz?


 Güzel kelebek fotoğrafı çekebilmek için mutlaka makro çekim özelliği olan makineler kullanmak gerekir. Bu amaçla iki tip makine kullanabilirsiniz. Birincisi objektifi değişmeyen ve kompakt olarak adlandırılan fotoğraf mekineleri, diğeri de objektifi değişen ve SLR olarak adlandırılan fotoğraf makineleri. Kompakt makine kullanacaksanız mutlaka en azından 4x kadar optik zum özelliği ve makro çekim modu olmalıdır. Kelebeği çekerken detayları iyi alabilmek için mümkün olduğu kadar yaklaşmaya çalışın. Kelebeklerin tür teşhisi çoğunluk kanat altının ve kanat üstünün desenlerine ve renklerine göre yapıldığı için mümkün olursa hem kanat altını, hem de kanat üstünü görüntülemeye çalışın. Kullandığınız fotoğraf makinesi SLR ise o zaman gövdeye bir makro objektif takmanız gerekir. Makro objektifler genelde 100 mm, 150 mm ve 180 mm makro objektiflerdir. Ben 180 mm makro objektifi kullanıyorum. Bunun faydası da kelebeğe çok fazla yaklaşmak zorunda kalmadan da kadrajı dolduran güzel bir fotoğrafını çekebilmektir. Kelebeğe iyi yakşalabileceğinizi düşünüyorsanız 100 veya 150 mm makro da çok iyi sonuçlar verecektir. 


KAYNAKLAR 



Yazı ve fotoğraflar: Prof. Dr. Mustafa SÖZEN 

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 


http://www.trakel.org/ 

http://www.adamerkelebek.org/ 

http://kelebek-turk.com/ 

http://www.butterflies-moths-turkey.com/ 

http://www.dkm.org.tr/ 


Ambarlı, D. ve Karakaş Ö. B. 2011. Kelebek kaçakçılığı ile mücadele kılavuzu. Doğa Koruma Merkezi, Ankara. Nisan 2001, ANKARA. Erişim: [www.dkm.org.tr] 

Baytaş, A. 2007. A Field Guide to the Butterflies of Turkey. NTV Yayınları, İstanbul. 

Baytaş, A. 2008. Türkiye’nin Kelebekleri Doğa Rehberi. NTV Yayınları, İstanbul. 

Baytaş, A. ve E. Karaçetin. 2008. Türkiye’nin Kelebek Rehberi. 

Doğa Derneği, Ankara. Eken, G., M. Bozdoğan, S. İsfendiyaroğlu, D.T. Kılıç ve Y. Lise. 2006. editörler. Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları. Doğa Derneği, Ankara. Karaçetin, E. ve H.J. Welch. 2011. Türkiye’deki Kelebeklerin Kırmızı Kitabı. Doğa Koruma Merkezi, Ankara. Erişim: [www.dkm.org.tr] 

Karaçetin, E. ve H.J. Welch. 2011. Red Book of Butterflies in Turkey. Doğa Koruma Merkezi, Ankara. Available online: [www.dkm.org.tr] 

Karaçetin, E., H.J. Welch, A. Turak, Ö. Balkız ve G. Welch. 2011. 36 

Türkiye’deki Kelebeklerin Koruma Stratejisi. Ankara: Doğa Koruma Merkezi. Erişim: [www.dkm.org.tr] 

Koçak A. Ö. and Kamal M. 2009. Revised checklist of the Lepidoptera of Turkey. Priamus: Serial Publication of the Centre for Entomological Studies Ankara. Supplement. 17: 1 – 253. 

Paylaş:

Türkiye Yaban Hayatı

Katılma Tarihi: 2019-09-04 23:35:05